INVEST ÖZEL DEDEKTİFLİK - ÖZEL DEDEKTİF
İlgili Yargıtay Kararları e-Posta
resatto tarafından yazıldı.   
Salı, 10 Ağustos 2004 08:30

Yargıtay, telekulak kocaya vize verdi
 

Yargıtay, telekulak kocaya vize verdi

Yargıtay, aldatıldığından şüphelenen kişinin, eşinin haberi olmaksızın eve ses kayıt cihazı yerleştirerek elde ettiği ses kayıtlarını boşanma davasında delil olarak kabul etti.

Yargıtay, aldatıldığından şüphelendiği için eşinin haberi olmaksızın eve ses kayıt cihazı yerleştirerek ortam dinlemesi yapan ve elde ettiği ses kayıtları sonrası eşi hakkında boşanma davası açarak tazminat talep eden kocayı haklı buldu. Yargıtay, verdiği emsal kararda, yasadışı yollarla elde edilen delilin, delil kabul edileceğine hükmetti.

Mahkeme, yasadışı yollarla elde edilen ses kayıtlarının delil olamayacağına karar vererek, açılan boşanma davasını reddetti. Kararın temyiz incelemesini yapan Yargıtay, özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamayacağına dikkat çektikten sonra, “Ancak evlilik birliğinde eşlerin evliliğin devamı süresince birbirlerine sadık kalmaları da yasal bir zorunluluktur” dedi.

MAHKEME: ' YASADIŞI DELİLE İTİBAR EDİLEMEZ '

Pendik Aile Mahkemesi, davacı koca tarafından mahkemeye delil olarak sunulan ses kayıtlarına ilişkin CD'nin eşinin özel hayatının gizliliğinin ihlal edilmek suretiyle hukuka aykırı yolla elde edildiği, bu nedenle delil olarak kullanılamayacağını ileri sürerek davanın reddine karar verdi.

Mahkeme, davacı kocanın delil olarak sunduğu ses kaydının, eşinin bilgisi dışında özel hayatın gizliliği ihlal edilerek hukuk dışı yollardan oluşturulduğu, bu sebeple itibar ve kabul edilemeyeceğine dikkat çektikten sonra, davalının sadakat yükümlülüğüne aykırı davranışta bulunduğunu gösteren başkaca bir delil de getirilmediği gerekçesiyle kocanın açtığı boşanma davasının reddine hükmetti.

İŞTE, YARGITAY’IN BOŞANMA DAVASINDA ‘YASADIŞI DELİL'İ KABUL GEREKÇESİ

Davanın temyiz incelemesini yapan Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, yerel mahkemenin kararını bozarak emsal bir karara imza attı. Yargıtay, verdiği kararda şu görüşleri dile getirdi:

“Sunulan delil eşlerin birlikte yaşadığı konutta davalının bilgisi dışında koca tarafından hazırlanan bir sistemle elde edilmiştir. Yapılan bilirkişi incelemesi sonucu CD'deki ses kayıtlarının orijinal olduğu, üzerinde ekleme, çıkarma, kesinti ve kopyalama bulunmadığı tespit edilmiştir. Davalı-davacı kayıt altına alınan konuşmaların kendisine ait olmadığına ilişkin bir iddia ileri sürmemekte bu delilin özel hayatın gizliliği ihlal edilerek elde edildiğini belirterek karşı çıkmaktadır. Bir delilin elde edilişi kişilerin anayasa ile tanınmış haklarının ihlali suretiyle gerçekleşmiş ise, onun hukuka aykırı olarak elde edildiğinin kabulü gerekeceğinde duraksama bulunmamaktadır. Delilin elde edilişinde hukuka uygunluk nedenleri varsa o zaman kanuna aykırılık ortadan kalkar. Kuşkusuz, Anayasaya göre herkes özel hayatına ve Aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz. (Anayasa: Madde:20/1) Ancak evlilik birliğinde eşlerin evliliğin devamı süresince birbirlerine sadık kalmaları da yasal bir zorunluluktur.”

YARGITAY, “EVLİLİKTE ÖZEL YAŞAM ALANI OLMAZ”

Yerel Mahkemenin kararı bozan Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, evlilik hayatında özel yaşamın nasıl olacağını da betimlediği kararında şöyle dedi:

“Eşlerden birinin bu alana ilişkin özel yaşamı evlilikle bir araya geldiği ve birlikte yaşadığı hayat arkadaşı olan diğer eşi de en az kendisininki kadar yakından ilgilendirir. O nedenle, evlilikte, evlilik birliğine ilişkin yasal yükümlülükler alanı eşlerin her birinin özel yaşam alanı olmayıp, aile yaşam alanıdır. Bu alanla ilgili de, eşlerin tek tek özel yaşamlarını değil, bütün olarak aile yaşamının gizliliği ve dokunulmazlığı önem ve öncelik taşır. Bu bakımdan, evliliğin, yasal yükümlülükler alanı, diğer eş için dokunulmaz değildir. Bu nedenle, eşinin sadakatinden kuşkulanan davacı-davalının birlikte yaşadıkları her ikisinin de ortak mekanı olan konuta eşinin bilgisi dışında ses kayıt cihazı yerleştirerek eşinin aleni olmayan konuşmalarını kaydetmesinde, bu suretle sadakat yükümlülüğü ile de bağdaşmayan davranışlarını tespit etmesinde özel hayatın gizliliğinin ihlalinden söz edilemez ve hukuka aykırılık bulunduğu kabul olunamaz. Aksine, aile birliğine ilişkin ortak yaşanılan mekana davalının meşru olmayan bir amaç için arkadaşları kabul etmesinde aile hayatının gizliliğini ihlal söz konusudur. Bu bakımdan sözü edilen delilin elde edilişinde hukuka aykırılık bulunduğundan söz edilemez. O halde yapılan soruşturma ve toplanan delillerle davalı-davacının meşru olmayan bir amaç için karşı cins de dahil olmak üzere arkadaşlarını müşterek konuta aldığı ve sadakat yükümlülüğüne aykırı davrandığı gerçekleşmiştir. Bu halde taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkan vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabittir. Gerçekleşen olaylar karşısında davacı dava açmakta haklıdır. Bu koşullar altında eşleri birlikte yaşamaya zorlamanın artık kanunen mümkün görülmemesine göre davacı-davalı koca tarafından açılan boşanma davasının da kabulüne karar verilmesi gerekirken isteğin reddi doğru bulunmamıştır.”

KRİTİK KARAR

Yerel Mahkeme, verdiği karara direnirse, davada son sözü Yargıtay Hukuk Genel Kurulu verecek. Yerel Mahkeme, Yargıtay’ın bozma kararına uyarsa, aldatıldığından şüphelenen eşlerin yasadışı yollarla yapacakları dinlemeler, boşanma davalarında delil olarak kabul edilecek.


3 Ocak 2009

 

Tazminat (Sadakatsizlik)
T.C.
YARGITAY
2. HUKUK DAİRESİ

E. 2002/5169
K. 2002/6179
T. 9.5.2002

• MANEVİ TAZMİNAT ( Kocanın Sadakatsizliğinin Kadının Şahsiyet Haklarına Tecavüz Sayılacağı )

• KOCANIN SADAKATSİZLİĞİN KADININ ŞAHSİYET HAKLARINA TECAVÜZ SAYILACAĞI ( Manevi Tazminat )

• BOŞANMA ( Kocanın Sadakatsizliğinin Kadının Şahsiyet Haklarına Tecavüz Sayılacağı - Manevi Tazminat )

4721/m.174

ÖZET : Kocanın sadakatsiz olup, tam kusuru gerçekleşmiştir.Bu durum kadının şahsiyet haklarına ağır bir tecavüz teşkil eder. Bu durumda manevi tazminata hükmetmek gerekir.

DAVA : Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm nafaka ve tazminat yönünden temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.

KARAR : 1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre sair temyiz itirazları yersizdir.

2-Rize Asliye Hukuk Mahkemesinin 1998/64-44 esas ve karar sayılı davada davacı kocanın sadakatsiz olup, tam kusuru gerçekleşmiştir.Bu durum kadının şahsiyet haklarına ağır bir tecavüz teşkil eder. Şartları oluşan manevi tazminatın kabulü gerekirken, reddi doğru bulunmamıştır.

SONUÇ : Temyiz edilen hükmün 2. bentte gösterilen gerekçeyle BOZULMASINA, sair temyiz itirazlarının reddine, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine oybirliğiyle karar verildi. 9.5.2002 per.

Tazminat (Aldatma&Zina)
T.C.
YARGITAY
2. Hukuk Dairesi
Esas   : 2004/13709
Karar  : 2004/14684
Tarih  : 08.12.2004
 
ÖZET : Kadının kocası işe gittikten sonra, kocasının amcasını eve aldığı, bu kişinin sabah saat 08.30 - 09.00 gibi gelip, akşam saat 16.00-16.30´a kadar uzun süre evde kaldığı, bu durumun sık sık tekrarlandığı ve devam edegeldiği anlaşılmaktadır. Kadının gerçekleşen eylemi sadakatsizlik olup bu hal evlilik birliğini temelinden sarsar.
(4721 s. MK. m. 161, 166)
 
  KARAR METNİ :
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hükmün temyizen mürafaa icrası suretiyle tetkiki istenilmekle duruşma için tayin olunan bugün * temyiz eden A. D. Ç. vekili Av. C. A. geldi. Karşı taraf tebligata rağmen gelmedi. Gelenin konuşması dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için duruşmadan sonraya bırakılması uygun görüldü. Bugün dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Toplanan delillerden; davalı kadının kocası işe gittikten sonra, kocasının amcası Ramazan´ı eve aldığı, bu kişinin sabah saat 08.30 - 09.00 gibi gelip, akşam saat 16.00-16.30´a kadar uzun süre evde kaldığı, bu durumun sık sık tekrarlandığı ve devam edegeldiği anlaşılmaktadır. Kadının gerçekleşen eylemi sadakatsizlik olup bu hal evlilik birliğini temelinden sarsar. Bu sebeple boşanma kararı verilmesi gerekirken, davanın reddi doğru görülmemiştir.
SONUÇ : Hükmün gösterilen sebeple BOZULMASINA, duruşma için takdir olunan 400.000.000 lira vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 08.12.2004 çrş

 

 T.C.
YARGITAY
2. HUKUK DAİRESİ
E. 2007/5306
K. 2008/479
T. 24.1.2008

• BOŞANMA ( Kocanın Davalı Kadını Dövdüğü Evden Kovduğu Kadının Güven Sarsıcı Davranışlar İçerisine Girdiği - Birisinin Kusurunun Diğerine Üstün Tutulamayacağı - Boşanma Kararı Verilmesi Gereği )

• ORTAK HAYATIN TEMELDEN SARSILMASI ( Boşanma Kararı Verilmesi Gereği - Kocanın Davalı Kadını Dövdüğü Evden Kovduğu Kadının Güven Sarsıcı Davranışlar İçerisine Girdiği/Birisinin Kusurunun Diğerine Üstün Tutulamayacağı )

• EŞLERİ BİRLİKTE YAŞAMAYA ZORLAMANIN MÜMKÜN GÖRÜLMEMESİ ( Kocanın Davalı Kadını Dövdüğü Evden Kovduğu Kadının Güven Sarsıcı Davranışlar İçerisine Girdiği/Birisinin Kusurunun Diğerine Üstün Tutulamayacağı - Boşanma )
4721/m. 166/1

ÖZET : Taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkan vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabittir. Olayların akışı karşısında davacı dava açmakta haklıdır. Bu şartlar altında eşleri birlikte yaşamaya zorlamanın artık kanunen mümkün görülmemesine göre, boşanmaya karar verilecek yerde, yetersiz gerekçe ile davanın reddi doğru bulunmamıştır.

DAVA : Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hükmün temyizen murafaa icrası suretiyle tetkiki istenilmekle duruşma için tayin olunan bugün temyiz eden Nurhan D. ile vekili Avukat İlkay M. geldi.Karşı taraf tebligata rağmen gelmedi.Gelenin konuşması dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için duruşmadan sonraya bırakılması uygun görüldü. Bugün dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : Yapılan soruşturma, toplanan delillerle davacı kocanın davalı kadını dövdüğü, evden kovduğu, davalı kadının ise güven sarsıcı davranışlar içerisine girdiği birisinin kusurunun diğerine üstün tutulmasının mümkün bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu halde taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkan vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabittir. Olayların akışı karşısında davacı dava açmakta haklıdır. Bu şartlar altında eşleri birlikte yaşamaya zorlamanın artık kanunen mümkün görülmemesine göre, boşanmaya ( TMK.md. 166/l )karar verilecek yerde, yetersiz gerekçe ile davanın reddi doğru bulunmamıştır.

SONUÇ : Davacının temyiz itirazının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, duruşma için takdir olunan 550.00 YTL vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 24.01.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Son Güncelleme: Cuma, 06 Ağustos 2010 17:06